TEMMUZ-ARALIK 2016




Current Issue
Archives
Contact us: dergi@milelvenihal.org

Mukayeseli Dinler Tarihi'nin Üstadı: El-Biruni

Emine Sonnur Özcan

Bîrûnî’nin 973 yılında Harezm’de doğduğunu kendi satırlarındaki

ifadeler vasıtasıyla açıkça biliyoruz. Bununla beraber, modern yazarların

bazılarının ifade ettikleri haliyle, onun Harezm’in merkezi

Kâs’ta veya Kâs yakınlarında doğduğuna ilişkin ayrıntılı bir bilgi

ne kendi eserlerinde ne de diğer Ortaçağ yazarlarının eserlerinde

mevcuttur.


Günümüzde büyük ölçüde Özbekistan ve kısmen Türkmenistan

sınırları içerisinde bulunan Harezm bölgesi, Ceyhun (Âmu

Deryâ) nehrinin Aral Gölü’ne döküldüğü yerin her iki yanında yer

almaktadır. Bîrûnî’nin verdiği bilgilerden Harezm’in îmar edilmesinin

İskender’den yaklaşık 1000 yıl önceye yani MÖ 1300’lere kadar

gittiğini öğreniyoruz. Bîrûnî’ye göre îmarından 92 sene sonra

Siyâvuş oğlu Keykâvûs Harezm’i istilâ etti. Onun ardından Harezm,

“Şâhlık” ünvanıyla tanınan Keyhüsrev ve çocuklarının idaresinde

kalmış, böylece bölgede Türk hâkimiyeti kurulmaya

başlamıştır. Farsların saltanat ailesinden olan Buğra bin Afrig’e kadar

böyle devam etmiştir. Hz. Muhammed’e peygamberlik geldiği

yıl Harezm’de Afrigoğullarından Artmuh  hüküm sürüyordu.

Ebû’r-Reyhân, Kuteybe bin Müslim’in, Harezmlilerin

İslâm’dan dönmelerinin ardından bölgeyi ikinci defa fethe geldiğinde,

Afrigoğlu Artmuh’un üçüncü göbekten halefi Eskicemûk’u

“Şâh”olarak atadığını söyler. Fakat “şehîd” olarak andığı

Ebû Abdullah Muhammed bin Ahmed bin Muhammed bin ‘Irak bin

Mansûr bin Abdullah bin Türksebâseh bin Şâvehşer bin Eskicemûk’dan

sonra, (kitaplarından Âl-i ‘Irâk olarak andığını bildiğimiz)

Afrigoğullarının devamı olan sülâlenin Harezm’deki

hâkimiyeti sona ermiştir.


Yazının devamı için tıklayın