TEMMUZ-ARALIK 2016




Current Issue
Archives
Contact us: dergi@milelvenihal.org

Bir Axis Mundi Olarak Ayasofya

Bilal Patacı

Tarihi eser olsaydım sanırım en son isteyeceğim şey müze/müzede olmaktır. Gülün topraktan, kelimenin paragraftan, tarihin bağlamından kopartılması gibi bir şey bu. Çünkü bir eser müessirinden izler taşır ve her müessir yalnızca sanatını icra etmez bir eseri yaparken. Bütün insan edimleri bir sebebe binaen varken ve bütün fiiller basit de olsa bir gaye taşırken, sanat gibi yüksek bir fiilin gelişigüzel olması beklenemez. Hele ki söz konusu eser, ilahi dokunuşun var kıldığı doğayı beşeri bir dokunuş ile tamamlayan ve bir şehrin alemi olan ulu bir eserse, ismi ile paydaş bir gayenin hatimesi olabilir ancak. Ayasofya bu nedenden ötürü asla müze olamaz.

Mircea Eliade arkaik insanın gök, yer ve yer altı dünyasını birbirine bağlayan ve kutsal ile iletişimin ancak kendisinde gerçekleştiği axis mundi/kozmik eksen dediği kutsal bir mekan anlayışına sahip olduğunu belirtir. Modern insanın böyle kaygısı/arayışı yoktur. Ancak kendi varlığını, kutsallığına inandığı doğanın bir parçası olarak gören insan için mekan tekdüze değildir. Sanıyorum bu hissin kaybından ötürü modern mimari hep eksik kalacak. Öyle ki mimari ifadesi – sanatsal açıdan - bizde hep geçmişe referansta bulunacak ve eser kelimesi ancak önünde bir “tarihi” nitelemesi var ise anlamlı olacak.

Ayasofya bir axis mundi bana göre. Ancak biletle giriş yaptığınız, ziyaretçilerinin ekseriyetini tur müşterilerinin oluşturduğu bir mekanda ezberlenmiş kalıp cümlelerle konuşan rehberlerin ve  kamera flaşları arasında adımlarınızın axis mundi’ye değmesi imkansız. Ancak Konstantinapolis’in gerek Hıristiyan tebaya ev sahipliği yaptığı gerekse Osmanlı milletlerini ağırladığı dönemlerde Ayasofya’nın varlık gayesini yaşadığını düşünüyorum. Temeline ilk taşı koyan ustadan fetih sonrası minare planlarını çizen mimara varıncaya dek özü aynı kalıp formu sürekli değişse de buna rağmen İstanbul ile birlikte hür bir şekilde nefes almaya devam etti. Çan da çalsa,ezan da okunsa, çocuklar vaftiz de olsalar içinde, başlar secdeye de uzansa Ayasofya kutsal bir mekan olmanın hazzını yaşadı. Oysa şimdi gördüğüm bu mabed sadece formdan ibaret. Ruhu tutsak gibi. Ama yine de İstanbul demek Ayasofya demek.