OCAK-HAZİRAN 2018




Current Issue
Archives
Contact us: dergi@milelvenihal.org

Çeviri Gevşekliği Üzerine

Bilal Patacı

Dinler Tarihi ile ilgili yabancı yayınların çevirilerine zaman zaman göz attığınızda maalesef yayınevlerinin "ticari" kaygılar nedeniyle olsa gerek - popüler kitapların çevirisine odaklanmış olduğunu müşahede ediyorsunuz. Bu yayınlara sadece ayaküstü göz gezdirdiğinizde ise aşırı terminolojik hatalarla dolu KUŞA ÇEVRİLMİŞ metinlerle karşılaşıyorsunuz. Yani ilim tahsil etmek için elinize aldığınız bir yayın sizi "cehl-i mürekkeb" sahibi yapabiliyor.

Karen Armstrong'un meşhur kitabı "The Bible: The Biography" Türkçe'ye "İncil" ismiyle çevrildi. Bildiğim kadarıyla Armstrong'un kelime dağarcığı oldukça geniş. Yani kitabının başlığının "İncil" olmasını isteseydi "The Gospel" yazardı.

Sean Martin'in "The Cathars: The Rise and Fall of the Great Heresy" isimli kitabı ise "Katharlar: Ortaçağ'da Avrupa'da Alevi Hareketi" başlığıyla çevrildi daha doğrusu tahrif edildi. İşgüzar bir çevirmenin ideolojik saplantısı nedeniyle çevirinin ilmi namusu ihmal edilmiş.

Hatasız çeviri olmaz, doğrudur. Ama iki paragrafta 10 (on) adet hata bulduğunuzda acaba yayınevi çevirmen yerine google translate ile mi anlaştı diye düşünmeden edemiyor insan. Örnek olsun diye Sean Martin'in "The Gonstics: The First Christian Heresy" isimli eserinden sadece iki paragrafa göz atmak yeterli olacaktır. 

Kitabın başlığı doğru bir şekilde "Gnostikler: İlk Hıristiyan Sapkınlar" olarak karşılanmış. Ancak ilerleyen sayfalarda okuyucuyu hayretler içinde bırakacak hatalar ardı ardına sıralanmaya başlıyor. Hadi çevirmen - veya çevirici mi demeli - terminolojiye hakim değildi, yayınevi de mi çeviriyi hiç okumadı?

Sadece iki paragraflık bölümde yapılan hatalar şu şekilde:

1. Judea / İsrail:

"Judea", Türkçe'de 'Yahudiye' olarak karşılanabilecek bir bölge ismi. İsrail ifadesi bir bölge ismi olarak o dönem açısından muğlak bir kullanım olur. Ya da bugünkü İsrail'den hareketle anakronik bir yaklaşım olur. Kastedilen Kral Davud ile birlikte ele geçirilen topraklar ise yazarın atıf yaptığı tarihte bu sınırlar içerisine Yahudiye ile birlikte Samarya, Celile, Edom gibi bölgeler de dahildir. Böyle dahi olsa İsrail ifadesi Yahudiye'yi karşılamaz.

2. Judaism / Musevilik:

Musevilik, Osmanlı hakimiyetinde yaşayan Yahudileri nitelemek için kullanılan bir kelime. "Judaism" için basitçe "Yahudilik" ifadesi tercih edilmeliydi. Çünkü henüz Musevilik diye bir terim o dönemde yoktu.

3. Babylonish Captivity / Bağdat İşgali:

Yahudiler MÖ. 6. yüzyılda Babilliler tarafından Babil'e sürgün edildiler. Bütün kaynaklarda bu hadise doğal olarak Babil Sürgünü olarak geçer. Bağdat ise Abbasiler döneminde kurulmuş bir şehir. Yani neredeyse sürgün tarihinden 1400 yıl sonra. Üstelik yazar 'captivity' ile sürgüne dikkat çekiyor işgale değil.

4. Judea / Judea:

İlk paragrafta Judea'yı İsrail olarak çeviren çevirici bu kez aynı ifadeyi olduğu gibi İngilizcesi ile bırakıyor. 

5. The Revolt of the Maccabees / Mekkeliler İsyanı

Burası en eğlenceli kısım. Yahudi tarihinde helenleştirmeye karşı Haşmoni hanedanlığının öncülüğünde başlayan 'Makkabi ayaklanması' "Mekkeliler İsyanı" olarak karşılanmış. Çevirmen sadece Google taraması yapsa ayaklanmaya dair pek çok Türkçe yazı görebilirdi halbuki. 

6. Hasmonean dynasty / Hamoean hanedanı:

Anlaşılan çevirmen 'Hasmonean' ifadesini çevirmeksizin olduğu gibi bırakacakmış -ki o da olmazdı - ama onu da yapamamış. Oysa Türkçe yazılmış herhangi bi Yahudi Tarihi kitabında "Haşmoni" ifadesini kolaylıkla bulabilirdi.

7. Jewish / Musevi :

Yukarıda Musevi ifadesinin o dönem için kullanılmadığını ifade etmiştik. Doğrusu "Yahudi" olacak.

8. John the Baptist and Jesus / İsa ve vaftizci John:

İngilizce metinlerde 'John the baptist' olarak geçen kişi Yahya peygamberdir. 

9. Israel's / İsraillilerin

İsraillilerin olsaydı "of Israelites" kelimesini tercih ederdi yazar.

10. old covenant / Eski Ahit:

Evet, anlamsal karşılık doğru ama yazar "old covenant" ifadesini küçük harfle kullanarak Hıristiyanların "Eski Ahit" dediği kutsal metinlere değil, Tanrı'nın İbrahim ile yaptığı ahite vurgu yapmak istiyor.

Yukarıdaki örnekler gösteriyor ki, sadece dil becerisine sahip olmanın çeviri yapmaya yetmemektedir. Çeviri, metnin ait olduğu disiplinin terminolojisine uygun bir şekilde yapılmalı, en azından çevirinin yapıldığı alana hakim bir editöre okutulmalıdır.